
Herakleitos’tan Kız Tavlama Taktikleri
Herakleitos flörtü ateş, logos, arzu ve sınır üzerinden mahkemeye çıkarıyor.
TL;DR
- Tavlama değil, yaklaşma ahlakı.
- Arzu ölçü ister.
- Hayır, insanı küçültmez.
Ateşin başında başlayan röportaj
Efes akşamı, insanın kendini fazla akıllı sanmasını engelleyen türden bir karanlıkla iniyor. Taş masanın üstünde küçük bir ateş yanıyor. Arka tarafta su var. Su dediğime bakma, tam Herakleitos’un mizacına uygun şekilde su bile yerinde duramıyor. Muhabir defterini açıyor, kayıt cihazını koyuyor, ilk soruyu sormadan önce adamın yüzüne bakıyor.
Herakleitos konuşmuyor. Bu onun eski numarası değil, eski terbiyesi. Lafı başlatmadan önce insanın içinde neyin yanıp neyin söndüğüne bakıyor.
Muhabir:
Başlığı net söyleyeyim. Herakleitos’tan kız tavlama taktikleri. Bunu duyunca ne düşünüyorsun?
Herakleitos:
Önce başlığı yakmak gerekir. Sonra içinden işe yarar bir kül kalırsa ona bakarız.
Muhabir:
Yani başlık seni rahatsız etti.
Herakleitos:
Başlık beni değil, başlığın sahibini ele verir. Bir insan karşısındaki kişiyi “tavlanacak” şey diye görüyorsa, henüz insan görmeyi öğrenmemiştir. Ateşi yemek pişirmek için yakarsın, evi yakmak için değil. Aynı güç, başka ölçü.
Muhabir:
Ama insanlar pratik cevap istiyor. Nasıl yaklaşılır, ne söylenir, ilk mesaj ne olur, reddedilince ne yapılır. Senin adın da değişimle, ateşle, nehirle anılıyor. Biraz konuşalım.
Herakleitos:
Konuşalım. Fakat konuşmanın ilk yasası şudur. İnsan kazanılacak şehir değildir. İnsan duyulacak sestir. Sesi duymadan kapıya koçbaşıyla giden adam, aşk değil kuşatma öğrenmiştir.
Muhabir gülümsüyor. Deftere ilk not düşülüyor. Bu röportajda tavlama kelimesi kalacak, ama anlamı mahkemeye çıkarılacak.
Herakleitos önce masayı temizliyor
Muhabir:
O zaman oyunun kuralını koyalım. Kız tavlama derken manipülasyon, kandırma, ısrar, taktik satıcılığı konuşmayacağız. Senin felsefenden çıkabilecek ilişki aklı konuşacağız.
Herakleitos:
İyi. Çünkü kandırma dediğin şey logos’a karşı suçtur.
Muhabir:
Logos’u burada nasıl çevirelim?
Herakleitos:
Sadece söz diye çevirirsen eksik kalır. Sadece akıl diye çevirirsen kurutur. Düzen de var, ölçü de var, ortak gerçek de var. İki kişi konuşurken üçüncü bir şey daha masadadır. Ben ona logos derim. Sen bugün “ortak zemin” diyebilirsin.
Muhabir:
Flörtte logos ne işe yarar?
Herakleitos:
İnsanın kendi arzusunu evrenin yasası sanmasını engeller. Arzu “ben istiyorum” der. Logos “karşıdaki ne diyor” diye sorar. Aşkın ilk ahlakı budur. Duyduğunu sanma, duy.
Muhabir:
Bu biraz fazla ağır başladı. Adam sadece mesaj atacak.
Herakleitos:
Mesaj dediğin küçük bir kapıdır. İçeri giren şey karakterindir. Harfler masumdur, niyet kirli olabilir. Bir insan “selam” yazarken bile bütün geçmiş alışkanlıklarını yanında taşır.
Muhabir:
Peki ilk mesajda ne yapılır?
Herakleitos:
Önce ilk mesajın amacı doğru konur. Amaç karşıdakini düşürmek değil, konuşmanın mümkün olup olmadığını anlamaktır. Yaklaşmak, sonuç almak değil, temasın ölçüsünü yoklamaktır.
Muhabir:
Yani açılış cümlesi sihir değil.
Herakleitos:
Sihir isteyen pazara gider. İnsan isteyen dinler.
İlk yaklaşımda ateşin ölçüsü
Muhabir:
Birini gördün. Hoşlandın. Yaklaşmak istiyorsun. Herakleitos protokolü nedir?
Herakleitos:
Protokol kelimesini sevdim. İnsanlar duyguda ölçüyü unutunca protokole ihtiyaç duyar. Bak.
- Önce bağlamı oku.
- Kişi meşgul mü, kapalı mı, acele içinde mi, yanında biri var mı?
- Bakış teması varsa bunu zafer değil veri kabul et.
- İlk cümlen kısa olsun.
- Karşılık yoksa ikinci baskı yapma.
- Gülümseme varsa bile bunu izin belgesi sanma.
- Konuşma açıldıysa kendini satma, dünyayı paylaş.
Muhabir:
Kendini satma kısmını aç.
Herakleitos:
Kendini satmaya başlayan insan, kendini pazarda mal yapar. Mal olan sevilmez, alınır ya da bırakılır. İnsan kendini anlatabilir, ama vitrin kurmamalı. “Ben şöyleyim, böyleyim, bunları yaparım” diye konuşan kişi çoğu zaman kendi yokluğunu reklamla kapatır.
Muhabir:
Modern flörtte herkes kendini anlatıyor.
Herakleitos:
Anlatmak başka, bağırmak başka. Ateşin ölçüsü vardır. Fazla kısarsan üşütür, fazla açarsan yakar. İlk yaklaşımda iyi cümle, ateşin yanında oturmaya davet eder. Kişinin üstüne alev fırlatmaz.
Muhabir:
Somut örnek ver.
Herakleitos:
“Merhaba, seni rahatsız etmiyorsam bir şey söylemek isterim” kötü değildir. Çünkü kapıyı önce izinle açar. Ardından kısa ve gerçek bir gözlem gelir. “Az önce şu konuda söylediğin şey hoşuma gitti” gibi. Ama “çok güzelsin” tek başına çoğu zaman tembel bir taştır. Herkes taş atıyor. İnsan suyun nasıl titreştiğini bilmek ister.
Muhabir:
Güzellik söylemek yanlış mı?
Herakleitos:
Yanlış değil. Yetersiz. Bir insana sadece dışını söylemek, evin kapısını övüp içeride kimse yokmuş gibi davranmaktır.
Aynı nehre iki kez girilir mi diye sorunca adam sıkılıyor
Muhabir:
Tabii meşhur nehir meselesine geleceğiz. İnsanlar seni “aynı nehre iki kez girilmez” diye biliyor. Flörtte bu ne demek?
Herakleitos:
İnsanlar benim adıma slogan üretmeyi seviyor. Slogan hafiftir, düşünce ağır. Bana atfedilen en sağlam biçim şuna yakındır. Aynı nehirlere girenlerin üzerinden başka başka sular akar. Burada mesele sadece değişim değildir. Nehir aynı kalır çünkü su değişir.
Muhabir:
Bunu ilişkiye çevir.
Herakleitos:
Aynı kişiye ikinci kez yazdığında aynı kişiye yazmıyorsun, çünkü o da değişti. Sen de değiştin. Aranızdaki su değişti. Dün konuşmadı diye bugün kesin konuşmaz diyemezsin. Ama dün gülümsedi diye bugün sana borçlu da değildir.
Muhabir:
Yani hem umut var hem hak iddiası yok.
Herakleitos:
Evet. İnsanlar flörtte iki hataya düşer. Biri her şeyi kader sanır. Diğeri her şeyi teknik sanır. Nehir ikisini de alıp götürür.
Muhabir:
Birine ikinci kez yaklaşılır mı?
Herakleitos:
Bazen evet. Ama ikinci yaklaşım birinci yaklaşımın gölgesiyle yapılmaz. “Geçen sefer cevap vermedin” diye gelen adam, yeni suya eski çamuru taşır. Daha doğru olan şudur. Kişinin hâline, bağlama, önceki temasın saygılı olup olmadığına bakarsın. Eğer önceki temas açık bir hayır içeriyorsa geri dönmezsin. Eğer yarım kalmış bir sohbetse ve zemin uygunsa kısa, rahat, baskısız bir kapı açarsın.
Muhabir:
Yani nehir felsefesi takipçilik izni değil.
Herakleitos:
Takipçilik nehir değil bataklıktır.
Logos olmadan mesaj atmak uykuda yürümektir
Muhabir:
Senin fragmanlarında insanların çoğu uykuda gibi yaşar fikri var. Bunu flörte bağlayalım. Uykuda mesaj atmak ne demek?
Herakleitos:
Kendi kafandaki filmi karşı tarafın gerçeği sanmaktır. Bir kişi geç cevap verir, sen hemen “oyun oynuyor” dersin. Bir kişi nazik davranır, sen “kesin hoşlanıyor” dersin. Bir kişi susar, sen “beni test ediyor” dersin. Bunların çoğu uykudur. İnsan uykuda kendi rüyasına kanıt toplar.
Muhabir:
Ama flört belirsiz bir alan. İnsan yorum yapıyor.
Herakleitos:
Yorum yapar. Fakat yorumla hükmü karıştırmasın. Logos dediğim şey burada işe yarar. Kanıt azsa iddian küçük olacak. Karşılık açıksa adım atarsın. Karşılık bulanıksa yavaşlarsın. Karşılık yoksa durursun.
Muhabir:
Bu çok basit.
Herakleitos:
Zaten insanlar basit şeyleri yapamadığı için felsefe var.
Muhabir:
Uykuda yürüyen flörtçünün belirtileri ne?
Herakleitos:
Kendi isteğini karşı tarafın işareti diye okur. Sessizliği meydan okuma sanır. Reddedilmeyi karakter saldırısı sayar. On dakikalık konuşmadan gelecek planı çıkarır. En kötüsü de şudur. Kişiyi tanımadan kişiye rol dağıtır.
Muhabir:
Rol dağıtmak?
Herakleitos:
“Sen benim hayatımın anlamı olacaksın” cümlesi romantik görünür, ama erken söylendiğinde zulümdür. İnsan anlam taşıyabilir, fakat senin boşluğunu sırtlanmak zorunda değildir. Aşk, karşıdakini kader ilan etmeden önce onu insan olarak görmeyi öğrenir.
Flörtte en tehlikeli uyku, karşı tarafı rüyana oyuncu yazıp sonra senaryoya uymadı diye kızmaktır.
Mira Karanlıkdere, Hayali İlişki Patolojileri Enstitüsü
”Arzu masraflıdır ve Herakleitos bunu saklamaz
Muhabir:
Senin en sert fragmanlarından biri arzu hakkında. İnsanın istediğini elde etmesi iyi değildir diyorsun gibi okunuyor. Bunu ilişki meselesine sokunca bayağı tatsız bir yere gidiyoruz.
Herakleitos:
Tatsız olan gerçek değildir, ölçüsüz istektir. Arzu bedel ister. Ben “thumos ne isterse onu can pahasına satın alır” derken şunu söylüyorum. İçindeki itki pazarlık yapmaz. Sen ona yasa koymazsan o seni satar.
Muhabir:
Modern karşılığı ne?
Herakleitos:
Birini istiyorsun diye onu arka arkaya mesajlarla boğmak. Onun ilgisini ölçmek yerine kendi açlığını doyurmaya çalışmak. “Ben çok sevdim” diyerek davranışının ağırlığını hafifletmeye çalışmak. Arzu kendini masum gösterir. Ama sonuçlarına bakacaksın.
Muhabir:
Peki arzu kötü mü?
Herakleitos:
Hayır. Ateş kötü mü? Ateş yoksa yemek yok, ışık yok, sıcaklık yok. Ama ateşi yatağa salarsan ev yok. Arzu insanı hareket ettirir. Fakat arzu tek başına iyi rehber değildir.
Muhabir:
Bir adam hoşlandığı kişiye yazmak istiyor ama yoğun bir arzu içinde. Ne yapsın?
Herakleitos:
Önce cümleyi yazmadan önce kendine sorsun. Ben şu an temas mı kurmak istiyorum, yoksa içimdeki gerilimi boşaltmak mı istiyorum? Eğer ikincisiyse telefonu bırakıp yürüsün. Çünkü karşı taraf senin iç basınç vanan değildir.
Muhabir:
Sert oldu.
Herakleitos:
Sert değil, temiz. Arzu insanı güzelleştirebilir. Fakat yönetilmeyen arzu, insanı kendi gözünde bile küçültür.
Karakter insanın kaderidir ama profil fotoğrafı değildir
Muhabir:
“Karakter insanın kaderidir” sözü de sana atfediliyor. Flörtte karakter nasıl görünür?
Herakleitos:
İnsan kendini anlatırken değil, küçük engelde görünür. Garson geç geldiğinde, mesaj geciktiğinde, plan iptal olduğunda, karşı taraf hayır dediğinde. Karakter büyük sahnede kostüm giyer. Küçük sahnede yakalanır.
Muhabir:
Yani ilk buluşmada hangi işaretlere bakacağız?
Herakleitos:
Buluşma dediğin karşılıklı sınav değil, karşılıklı okuma. Yine de bazı şeyler kendini belli eder.
Muhabir:
Sayalım.
Herakleitos:
Bir. Sadece kendinden bahseden kişi, karşısındakini ayna sanıyor olabilir. İki. Her eski sevgilisini deli ilan eden kişi, kendi payını toprağa gömmüş olabilir. Üç. Şakası sürekli küçültüyorsa, zekâ değil saldırı kullanıyordur. Dört. Sınır duyunca yüzü değişiyorsa, nezaketi dekor olabilir. Beş. Her konuda “ben zaten böyleyim” diyorsa, değişimi başkasından bekliyordur.
Muhabir:
Peki iyi işaretler?
Herakleitos:
Soru sorar. Cevabı bekler. Kendi fikriyle senin fikrin çatışınca hemen savaş açmaz. Hatasını süslemek yerine düzeltir. Güzelliğe bakar ama kişiliği dinler. Gülmek ister ama ezmek istemez.
Muhabir:
Bunlar romantik taktikten çok insan olma şartı gibi.
Herakleitos:
Başka ne bekliyordun? İnsan olamayanın flört taktiği olsa ne olur? Çatısı olmayan eve perde seçmek gibi.
Muhabir işi bilerek ucuzlaştırıyor
Muhabir:
Peki diyelim ki bir arkadaşım var. “Abi kızlar özgüven sever” diyor. Sen buna ne dersin?
Herakleitos:
Özgüven kelimesi pazarda çok kirlenmiş. Çoğu kişi özgüven diye gürültü satıyor. Kendini bilen insan yüksek sesle gezmek zorunda değildir.
Muhabir:
Gerçek özgüven nedir?
Herakleitos:
Kendini olduğundan büyük göstermemek. Olmadığın şeyi vaat etmemek. Karşı taraf ilgilenmediğinde çöküp nefret üretmemek. Bir insan seni seçmedi diye varlığın iptal olmaz. Bunu bilen kişi rahat durur.
Muhabir:
Ama rahat durmak pasif görünmez mi?
Herakleitos:
Rahat durmak ölü durmak değildir. Yayın gerginliği vardır. Lirin teli gevşekse ses çıkmaz, fazla gerilirse kopar. İnsan da böyledir. İyi flört, gerginlikle gevşeklik arasındaki canlı ölçüdür.
Muhabir:
Bu senin zıtların uyumu meselesi.
Herakleitos:
Evet. İnsanlar uyumu sakinlik sanıyor. Oysa uyum çoğu zaman karşıt güçlerin doğru gerilimidir. Konuşmada da böyledir. Yaklaşırsın ama üzerine çökmezsin. Şaka yaparsın ama yaralamazsın. İlgi gösterirsin ama kendini terk etmezsin.
Muhabir:
Yani özgüven “ben harikayım” değil.
Herakleitos:
Özgüven “ben buradayım ve senin cevabınla insanlığımı kaybetmeyeceğim” demektir.
Bazı erkekler özgüven sanıp megafon taşıyor. Oysa ilişki megafonla değil kulakla başlar.
Nikos Taşaltı, Kurgusal Efes Meydan Gözlemcisi
”Reddedilme meselesinde Herakleitos kılıcı masaya koyuyor
Muhabir:
Reddedilme. En can yakan yer burası. Biri ilgilenmedi. Cevap vermedi. Buluşmak istemedi. Ne yapacağız?
Herakleitos:
Önce reddedilmeyi bilgi kabul edeceksin, hakaret değil.
Muhabir:
Kolay söyleniyor.
Herakleitos:
Kolay olan zaten her zaman doğru değildir. Ama zor olması onu yanlış yapmaz. Bir kişi seni istemiyorsa bu senin tüm varlığın hakkında hüküm değildir. Sadece o temasın, o kişinin hayatında yer bulmadığını gösterir.
Muhabir:
Ama ego kırılıyor.
Herakleitos:
Kırılsın. Kırılmayan ego put olur. İnsan bazen kendi putunun parçalarını toplarken büyür.
Muhabir:
Reddedilince ne demeli?
Herakleitos:
“Anladım, dürüst olduğun için teşekkür ederim. Rahatsız etmeyeceğim.” Bu kadar. Fazlası çoğu zaman kendini savunma tiyatrosudur.
Muhabir:
Peki “neden” sormak?
Herakleitos:
Bir kez, nazikçe sorulabilir. Ama kişi açıklamak istemiyorsa açıklama borcu yoktur. Her kapalı kapının önünde kamp kurulmaz.
Muhabir:
Bu cümle iyi.
Herakleitos:
İyi olduğu için değil, gerekli olduğu için iyi. Reddedilme sonrası davranış, karakterin çıplak ayakla yürüdüğü yerdir. Orada nazik kalabiliyorsan, gerçekten bir şey öğrenmişsin demektir.
Kadınlar gizem değil insandır deyince ortam serinliyor
Muhabir:
Şimdi en zehirli alana girelim. Birçok içerik kadınları çözülmesi gereken gizem gibi anlatıyor. “Kadınlar şunu sever, bunu sevmez” diye paket yapıyor. Sen ne dersin?
Herakleitos:
Bir insan türünü tek davranış formülüne indirgemek, düşüncenin pazarda ucuzlamasıdır. Kadın dediğin tek bir akıl, tek bir arzu, tek bir korku değildir. İnsan çoğuldur. Bunu bilmeyen kişi flört etmiyor, karikatürle konuşuyor.
Muhabir:
Ama insanlar genel tavsiye istiyor.
Herakleitos:
Genel tavsiye olur. Genelleme putu olmaz. Saygı geneldir. Dinlemek geneldir. Sınır görmek geneldir. Temizlik, dürüstlük, zamanında gelmek geneldir. Fakat “kadınlar böyle düşünür” diye başlayan cümlelerin çoğu, sahibinin az insan tanıdığını gösterir.
Muhabir:
Peki çekici olmak?
Herakleitos:
Çekicilik tek nesne değildir. Biri zekâya çekilir, biri dinginliğe, biri mizaha, biri emek görmeye, biri bedensel zarafete, biri güven duygusuna. Fakat şunu söyleyebilirim. Kendini tanımayan kişi, çekiciliği başkasının gözünden kiralamaya çalışır. Kira her ay artar.
Muhabir:
Bu bayağı modern oldu.
Herakleitos:
İnsan değişti, ama yanılgılar çok sadık kaldı.
Gizem nasıl kurulur diye sorunca adam taşıyor
Muhabir:
Peki gizem? Herkes “biraz gizemli ol” diyor.
Herakleitos:
Gizem saklanmak değildir. Derinliktir. Derinlik de numara yaparak oluşmaz.
Muhabir:
Ama hemen her şeyi anlatmamak iyi değil mi?
Herakleitos:
Elbette. İnsan ilk görüşmede bütün mahzenini açmaz. Fakat “stratejik sessizlik” ile “olgun ritim” aynı şey değil. Birincisi hesap yapar. İkincisi zaman tanır.
Muhabir:
Aradaki farkı nasıl anlayacağız?
Herakleitos:
Hesap yapan kişi karşı tarafın tepkisini yönetmeye çalışır. Olgun kişi konuşmanın doğal temposuna saygı duyar. Biri oltadır, diğeri nefes.
Muhabir:
Gizemli görünmeye çalışan erkek nasıl görünür?
Herakleitos:
Çoğu zaman boş sandık gibi. Üstünde kilit var diye içinde hazine sanıyorlar. Açınca eski çorap çıkıyor.
Muhabir:
Ağır vurdu.
Herakleitos:
Ben vurmadım. Sandık açıldı.
Muhabir:
O zaman gerçek gizem?
Herakleitos:
Kendi hayatı olan insan gizemlidir. Çünkü tamamı ilk sohbete sığmaz. Kendi merakı, dostluğu, işi, yürüyüşü, yalnızlığı, okuduğu şey, utandığı şey, düzeltmeye çalıştığı kusuru vardır. Böyle biri susunca taktik değil, hacim hissedilir.
Konuşma açmak için yıldız haritasına gerek yok
Muhabir:
İlk sohbeti açtık. Devamı nasıl gelir?
Herakleitos:
Sohbet soru yağmuru değildir. Mahkeme gibi sorarsan kişi savunmaya geçer. Sohbet nehir gibidir. Bir taş koyarsın, su etrafından konuşur.
Muhabir:
Taş nedir burada?
Herakleitos:
Somut gözlem. Ortak bağlam. Hafif bir itiraf. Küçük bir merak. Mesela “Buraya sık gelir misin” çok yorgun bir cümledir, ama bağlama göre çalışabilir. Daha canlısı, gerçekten gördüğün bir şeyden çıkar. “Az önce o kitaba bakarken yüzün değişti, iyi bir şey mi yakaladın?” Bu cümle kişiyi sadece güzel olduğu için değil, yaptığı şey için gördüğünü söyler.
Muhabir:
Ama bu da fazla edebi olabilir.
Herakleitos:
Edebi olmak zorunda değil. Gerçek olmak zorunda. “Kahveni görünce ciddi insan sandım, sonra bardağı iki elle tutunca bütün tez çöktü” gibi bir cümle de olur. Ama bunu söyleyen kişinin yüzünde hafiflik olacak. Şaka bıçak değil tüy gibi değmeli.
Muhabir:
İyi sohbetin ölçüsü nedir?
Herakleitos:
İki taraf da biraz açılır, biraz merak eder, biraz güler, biraz düşünür. Bir taraf konuşup diğeri sadece başını sallıyorsa orada sohbet değil konferans vardır. Konferansta flört olmaz, sadece dinleyici yorgunluğu olur.
Herakleitos mesajlaşmayı görünce ateşe odun atıyor
Muhabir:
Gelelim modern cehenneme. Mesajlaşma. Görüldü, yazıyor, çevrimiçi, geç cevap, emoji, ses kaydı. Senin dönemde bunlar yoktu ama insan aynı insan. Ne diyorsun?
Herakleitos:
İnsan yeni oyuncaklarla eski kaygılarını büyütmüş. Eskiden bir söz beklerdi, şimdi bir noktanın titremesini bekliyor.
Muhabir:
“Yazıyor” göstergesi var.
Herakleitos:
O zaman insan kendi kaderini üç noktaya bağlamış. Üç nokta küçük bir tanrı olmuş.
Muhabir:
Geç cevap verince ne düşünmeli?
Herakleitos:
Önce hiçbir şey. Bilgi yoksa hüküm de yok. İnsan çalışıyor olabilir, yorgun olabilir, ilgisi az olabilir, ilgisi vardır ama ritmi farklıdır. Bunların hepsi mümkündür. Senin görevin olasılıkları mahkeme kararı gibi ilan etmek değil.
Muhabir:
Peki ne zaman geri çekilmeli?
Herakleitos:
Karşılık sürekli kısa, isteksiz, tek taraflı ve gecikmeli ise. Bir insanın hayatında yer açmak istemediğini anlamak için kapıyı kırmana gerek yok. Kapı açılmıyorsa bazen kapının dili budur.
Muhabir:
Mesajda uzunluk?
Herakleitos:
Karşı tarafın ritmini görmeden destan yazma. Destan değerli olabilir, ama yanlış kapıya bırakıldığında yük olur. Önce kısa, temiz, sıcak. Sonra konuşma büyürse söz de büyür.
Flörtte mizah kılıç değil lir olmalı
Muhabir:
Mizah çok önemli deniyor. Ama mizahla küçümseme arasındaki çizgi nerede?
Herakleitos:
Mizah iki kişiyi aynı ateşin başına getiriyorsa iyidir. Birini ateşe atıp diğerini güldürüyorsa kötüdür.
Muhabir:
İlk sohbette takılmak, hafif sataşmak?
Herakleitos:
Olabilir. Ama takılma dediğin şey kişinin güvenli alanına basmamalı. Henüz tanımadığın insanın bedenine, ailesine, geçmişine, korkusuna, ekonomik durumuna şaka yapma. Şaka, kapıyı açmak için hafifçe vurur. Kapıyı tekmeleyip “ben komiğim” demez.
Muhabir:
Kendine şaka yapmak?
Herakleitos:
Güzel olabilir. Kendini hafifçe tiye alan insan nefes açar. Ama sürekli kendini aşağılayan kişi karşı tarafa bakım işi çıkarır. İlk buluşma terapi odası değildir.
Muhabir:
Yani mizahın da ölçüsü var.
Herakleitos:
Her şeyin ölçüsü var. Ben ateş diyorum, sen hâlâ yangına romantik isim arıyorsun.
Muhabir:
Bir örnek?
Herakleitos:
Karşındaki kişi “Ben yön bulamam” dedi. “O zaman seni eve bırakayım yoksa tarih seni kaybeder” diyebilirsin, eğer ton hafifse. Ama “Kadınlar zaten yön bulamaz” dersen felsefe değil küf kokusu üretirsin. Mizah zekâ ister. Hazır kalıp değil.
Güzellik meselesi masaya gelince ateş küçülüyor
Muhabir:
Dış görünüşü konuşalım. İnsanlar çekicilikte fiziğin rolünü inkâr edince yapay duruyor. Sen nasıl bakarsın?
Herakleitos:
Göz de dünyaya açılan kapıdır. Güzelliği inkâr etmek dürüst değildir. Ama sadece göze yaslanmak da körlüğün başka türüdür.
Muhabir:
Birine güzel olduğunu söylemek ne zaman iyi, ne zaman kötü?
Herakleitos:
İyi olduğunda, kişi kendini nesne gibi değil görülmüş gibi hisseder. Kötü olduğunda, kişi vitrine konmuş gibi hisseder. Cümlenin farkı bazen küçük, etkisi büyük olur. “Çok güzelsin” bazen içten ve sade gelir. Bazen de pazar çığırtkanlığı gibi durur. Bağlam belirler.
Muhabir:
Daha iyi alternatif?
Herakleitos:
Sadece biçimi değil, canlılığı söyle. “Gülerken yüzün değişiyor” gibi. “Bir şeyi anlatırken gözlerin hızlanıyor” gibi. Bunlar kişiyi hareket içinde görür. İnsan fotoğraf değildir.
Muhabir:
Peki kendine bakmak?
Herakleitos:
Temizlik, giyim, koku, duruş. Bunlar yüzey değil, başkasının alanına saygıdır. Kendine bakmak zengin görünmek değildir. Dağınıklığı “ben doğalım” diye savunmak bazen tembelliktir. Süs başka, özen başka.
Muhabir:
Özen çekici midir?
Herakleitos:
Özen, insanın dünyaya “seni ciddiye alıyorum” deme biçimidir. Ciddiyet bazen ütülü gömlekte, bazen temiz ayakkabıda, bazen zamanında gelmekte görünür.
Herakleitos kıskançlığı duyunca kaşını kaldırıyor
Muhabir:
Kıskançlık? Bazıları bunu ilgi kanıtı sanıyor.
Herakleitos:
Kıskançlık çoğu zaman kendi güvensizliğinin başkasının özgürlüğüne polis olmasıdır.
Muhabir:
Hiç mi doğal değil?
Herakleitos:
Duygu olarak doğaldır. Yasa olarak tehlikelidir. İçinden geçebilir. Ama gidip karşı tarafın hayatını daraltmaya başlarsan, duygu olmaktan çıkar yönetim biçimi olur.
Muhabir:
Flört aşamasında kıskançlık nasıl görünür?
Herakleitos:
Daha tanımadan hesap sormak. “Kimleydin” diye sorgu açmak. Sosyal medyada her hareketi delil dosyasına koymak. Karşı tarafın arkadaşlarını tehdit gibi görmek. Bu davranışlar sevgi değil, erken dönem imparatorluk hevesidir.
Muhabir:
Peki insan kıskanıyorsa ne yapsın?
Herakleitos:
Önce kendi içinde adını koysun. “Korktum.” Bu cümle “sen beni korkuttun” cümlesinden daha temizdir. Sonra bağlama baksın. Gerçek bir saygısızlık mı var, yoksa zihnin eski yaralarını yeni kişiye mi giydiriyor? Her yeni insan eski yaranın memuru değildir.
Muhabir:
Bunu yazıyorum.
Herakleitos:
Yaz ama yaşa da. Yazılmış bilgelik yaşanmıyorsa duvarda süs olur.
Kendini bilmek flört profilinin arka odasıdır
Muhabir:
“Kendimi aradım” diye çevrilen fragmanın var. Kendini aramak flörtte ne işe yarar?
Herakleitos:
Kendini aramayan kişi başkasını sığınak yapar. Bu çok görülür. İnsan kendi yalnızlığına bakmaz, sonra ilk sıcak bakışı ev sanır.
Muhabir:
Yalnızlıkla barışmadan ilişki olmaz mı?
Herakleitos:
Olur. Ama bedeli ağır olabilir. Yalnızlığından kaçan kişi, karşı tarafın nefes alma hakkını azaltır. Her cevap gecikmesinde düşer. Her plan değişikliğinde terk edilmiş hisseder. Her sınırı sevgisizlik sayar.
Muhabir:
Kendini tanımak için ne sorulmalı?
Herakleitos:
Ben neden ilişki istiyorum? Beğenilmek mi istiyorum, paylaşmak mı? Birinin ilgisi beni neden bu kadar hızlı sarhoş ediyor? Reddedilince neden öfkeye gidiyorum? Sürekli aynı kişilere neden çekiliyorum? Yakınlık başlayınca neden kaçıyorum?
Muhabir:
Bu sorular biraz acıtıyor.
Herakleitos:
Acıtan soru bazen iyi hekimdir. İnsan kendini tanıdıkça taktik ihtiyacı azalır. Çünkü kendi karanlığını bilmeyen kişi, başkasının ışığını yanlış kullanır.
Muhabir:
Yani en büyük tavlama taktiği kendini bilmek mi?
Herakleitos:
Hayır. Kendini bilmek tavlama taktiği değildir. Taktik ihtiyacını azaltan temizliktir.
Muhabir son kez pickup ağzıyla soruyor
Muhabir:
Peki birileri yine de pratik liste isteyecek. “Abi ne yapayım, ne yapmayayım” diyecek. Onlara Herakleitos’un kısa ama ciddi listesi ne olur?
Herakleitos:
Yaz.
Muhabir:
Hazırım.
Herakleitos:
Bir kişiye yaklaşmadan önce bağlamı oku. Konuşurken onun cevabını gerçekten dinle. İlgini açık göster ama sonucu dayatma. Şakayı incitmek için kullanma. Güzel buluyorsan söyle, ama kişiyi sadece dışıyla sınırlama. Reddedilirsen saygıyla çekil. İlgisizlikten teori üretme. Kendi hayatını boş bırakıp başkasını merkez yapma. Arzunu yönet. Sınırı gör. Kendini olduğundan büyük satma. Karşındakini olduğundan küçük görme.
Muhabir:
Bunu biraz daha sokak diliyle söylesen?
Herakleitos:
İnsan ol, gürültü yapma.
Muhabir:
Bu kadar mı?
Herakleitos:
Bazı şeyler kısa olunca daha ağırdır.
Herakleitos’un ilişki tavsiyesi romantik görünmez, çünkü romantizmi yanmadan önce sigorta kutusuna götürür.
Selin Ateşölçer, Kurgusal Duygu Sistemleri Eleştirmeni
”Röportajın en sert sorusu etik yerden geliyor
Muhabir:
Başlığı tekrar hatırlayalım. Kız tavlama taktikleri. Bu başlığın kendisi problemli dedin. Peki tamamen atalım mı?
Herakleitos:
Atmak kolay. Dönüştürmek daha zor. İnsanların kullandığı kelimelerde çağın hastalığı saklanır. “Tavlamak” kelimesi karşı tarafı iradesiz şey gibi düşünür. Fakat sen bu kelimeyi yakalayıp sorgularsan, okur kendi dilini de görür.
Muhabir:
Yani başlık yem, yazı panzehir olabilir.
Herakleitos:
Eğer panzehir gerçekten panzehir ise. Yoksa zehri şekerle kaplamış olursun.
Muhabir:
Bu yazının etik çizgisi ne?
Herakleitos:
Kimseyi manipüle etme. Kimseyi ısrarla yorma. Kimsenin hayırını evete çevirmek için teknik arama. Çekicilik üretilebilir, ama rıza üretilemez. Rıza ya vardır ya yoktur. İstek karşılıklıdır ya da değildir.
Muhabir:
Çekicilik üretilebilir derken?
Herakleitos:
Daha iyi dinleyebilirsin. Daha iyi görünebilirsin. Daha açık konuşabilirsin. Daha sakin davranabilirsin. Daha dolu yaşayabilirsin. Bunlar seni daha çekici kılabilir. Ama bunlar bile kimseyi sana borçlu yapmaz.
Muhabir:
Bu ayrım kritik.
Herakleitos:
Ayrımı kaybeden kişi ilişki değil tahsilat arar.
Herakleitos aşkı yangın değil düzenli ateş yapıyor
Muhabir:
Aşkı konuşalım. Senin felsefende ateş var, değişim var, gerilim var. Aşk nedir?
Herakleitos:
Aşk sadece iç yanması olsaydı, samanlık da âşık olurdu. Aşk ateştir, ama ölçülü ateş. İki kişinin birbirini yakmadan aydınlatmayı öğrenmesidir.
Muhabir:
Bu fazla güzel oldu.
Herakleitos:
Güzel değilse de doğru olmaya çalışıyor. İnsanlar aşkı çoğu zaman taşkınlık sanır. Oysa aşkın içinde ritim vardır. Yaklaşma ve uzaklaşma, konuşma ve susma, arzu ve saygı, ben ve sen. Bunların hepsi birbirini tamamen yenmeden durabiliyorsa ilişki nefes alır.
Muhabir:
Peki tutku?
Herakleitos:
Tutku gereklidir. Fakat tutku tek başına yönetici olursa şehir yanar. Bir ilişki sadece tutkuyla başlarsa hızlanır. Sadece güvenle başlarsa ağırlaşabilir. Sadece alışkanlıkla sürerse kurur. İyi ilişki bunların ölçüsünü sürekli yeniden kurar.
Muhabir:
Yani ilişki sabit anlaşma değil.
Herakleitos:
Nehir gibi. Aynı ilişki kalmak için içindeki suyu yeniler. Konuşmalar değişir, korkular değişir, bedenler değişir, beklentiler değişir. İki kişi değişirken ortak adını koruyabiliyorsa orada canlı bir şey vardır.
Muhabir:
Değişirken dağılmamak.
Herakleitos:
Evet. Aşkın en zor işi budur.
Kapanışta muhabir defteri kapatmıyor
Ateş biraz küçülüyor. Nehir karanlıkta hâlâ kendi işini yapıyor. Muhabir son sayfaya geçiyor ama yüzünde o tanıdık ifade var. Röportaj bitti sanıyor, oysa Herakleitos’la konuşurken bitişler bile kesin konuşmuyor.
Muhabir:
Son soru. Bugünün insanına tek cümlelik flört öğüdü versen ne dersin?
Herakleitos:
Karşındaki kişiyi kazanılacak şey değil, beraber anlam üretilebilecek insan olarak gör.
Muhabir:
Daha keskin?
Herakleitos:
Hayır duyunca küçülmeyen, evet duyunca şımarmayan kişi ol.
Muhabir:
Daha Herakleitos gibi?
Herakleitos:
Ateşini ölç, suyunu yenile, sözünü dinle.
Muhabir:
Bu röportajdan biri çıkıp “ben artık daha iyi tavlarım” derse?
Herakleitos:
O zaman hiçbir şey anlamamıştır. Bu röportajın sonunda iyi tavlayan değil, daha iyi yaklaşan biri çıkmalı. Tavlamak avcının kelimesidir. Yaklaşmak insanın.
Muhabir:
Peki başlık hâlâ aynı kalıyor.
Herakleitos:
Kalsın. Bazı başlıklar okuru çağırır, içeride sorguya alınır.
Muhabir defteri kapatıyor. Kayıt cihazını alıyor. Herakleitos ateşe bakıyor. Sanki bütün ilişki literatürünü tek bir kıvılcımla susturacak gibi. Sonra gülümsemiyor bile. Çünkü adamın mizahı bile kuru odun gibi, yanınca geç fark ediyorsun.
Not açık: Kız tavlama taktiği diye girilen kapıdan, insan görme dersiyle çıkıyorsun. Bu biraz ağır gelebilir. Ama zaten hafif tavsiyeler yüzünden herkesin cebinde aynı bozuk cümleler şıngırdıyor.
Buluşma sonrası sessizlikte herkes kendi canavarını besliyor
Muhabir:
Buluşma iyi geçti. Gülündü, konuşuldu, yüründü. Sonra sessizlik. İlk kim yazacak? Ne zaman yazacak? İnsan burada çıldırıyor. Sen ne dersin?
Herakleitos:
İnsan en çok anlam eksikliğinde kendi canavarını besler. Buluşma sonrası sessizlik, zihnin karanlık odasıdır. Orada herkes eski korkusunu yeni gölgeye giydirir.
Muhabir:
Yani hemen kötüye yorma.
Herakleitos:
Hemen hiçbir şeye yorma. Önce kendi tarafında dürüst ol. Buluşma gerçekten iyi miydi, yoksa sen iyi olmasını mı istedin? Karşı taraf da konuşmaya katıldı mı, yoksa sen bütün gece kendi heyecanını mı duydun? İnsan sadece dışarıyı değil, kendi okumasını da denetlemeli.
Muhabir:
İlk mesaj nasıl olmalı?
Herakleitos:
Büyük hesap yapmadan. “Dün gece sohbet bana iyi geldi. Uygunsan tekrar görüşmek isterim.” Bu kadar. Cümle hem açık hem hafif. Ne yere kapanıyor ne imparatorluk ilan ediyor.
Muhabir:
Ya cevap gelmezse?
Herakleitos:
Bir süre sonra tek nazik takip olabilir. “Yoğunsan sorun değil, sadece yoklamak istedim.” Sonra dur. Durmak, insanın kendi kendine verdiği en zor terbiyelerden biridir.
Muhabir:
Beklerken ne yapılır?
Herakleitos:
Kendi hayatına dönülür. Nehirden haber beklerken bütün tarlayı susuz bırakma. Bir kişi cevap verene kadar hayatını askıya alan insan, daha ilişki başlamadan kendi merkezini teslim etmiştir.
Kendini geliştirmek başka gösteriye dönüşmek başka
Muhabir:
“Daha çekici olmak için kendini geliştir” tavsiyesi var. Spor yap, oku, para kazan, iyi giyin, çevre edin. Buna itiraz eder misin?
Herakleitos:
İtiraz etmem. Fakat niyetini sorarım. Kendini geliştirmek, içindeki toprağı işlemekse iyidir. Gösteriye dönüşmekse yeni bir köleliktir.
Muhabir:
Nasıl ayırt edilir?
Herakleitos:
Kendini geliştiren insan daha geniş nefes alır. Gösteriye dönüşen insan sürekli seyirci arar. Biri hayatını çoğaltır. Diğeri vitrinini büyütür. Biri bedenine bakar çünkü bedeniyle yaşar. Diğeri bedenini sergi nesnesi yapar. Biri okur çünkü dünyası büyür. Diğeri okuduğu kitabı konuşmaya tuzak olarak taşır.
Muhabir:
Ama çekici olmak biraz da görünmek değil mi?
Herakleitos:
Elbette görünmek var. İnsan tümüyle içe kapanık taş değildir. Fakat görünmenin ölçüsü var. Sen kendini görünür kılarsın, sonra kişi bakıp bakmamaya özgürdür. Kendini sürekli sergilersen bakış dilenmeye başlarsın.
Muhabir:
Bu sosyal medya çağında zor.
Herakleitos:
Zor olması, ölçünün gereksiz olduğunu göstermez. Tam tersine, zorluğun olduğu yerde ölçü daha değerlidir. Herkes bağırırken sakin cümle daha fazla duyulabilir. Herkes poz verirken gerçek bir dikkat daha fazla görünür.
Muhabir:
O zaman kendini geliştir ama başkasının onayı için erime.
Herakleitos:
Evet. Kendini büyüt. Fakat büyüdüğünü kanıtlamak için her aynanın önüne koşma.
Güç oyunları ilişkiyi daha başlamadan çürütüyor
Muhabir:
Bazı tavsiyeler şunu söylüyor. Hemen cevap verme, kıskandır, ilgini geri çek, üstün taraf ol. Güç oyunu yani. Sen buna ne dersin?
Herakleitos:
Güç oyunuyla başlayan şey, güvene zor varır. Çünkü oyun kuran kişi karşısındaki insanı ortak değil rakip görür.
Muhabir:
Ama bazen işe yarıyor.
Herakleitos:
Zehir de bazen hızlı etki eder. Hızlı etki iyi etki demek değildir. Güç oyunları ilgi üretebilir, ama aynı anda şüphe de üretir. Bir ilişkiyi başlatırken içine şüphe tohumu koyarsan sonra gölge büyüyünce şaşırma.
Muhabir:
Hiç strateji olmasın mı?
Herakleitos:
Strateji ile haysiyet arasında fark var. Kendi ritmini korumak strateji değildir, olgunluktur. Her mesaja beş saniyede dönmek zorunda değilsin. Ama sırf karşı taraf endişelensin diye bekletiyorsan, karakterini küçük bir saat oyununa satıyorsun.
Muhabir:
Kıskandırmak?
Herakleitos:
Kıskandırmak, üçüncü kişiyi dekor yapıp karşıdakinin korkusunu çekmeye çalışmaktır. Orada kimseye saygı yok. Sadece arzu mühendisliği var. Mühendislik kötü değildir, ama insan kalbine köprü yaparken malzemeyi çürük seçersen ilk yağmurda düşersin.
Muhabir:
Sen ilişkide güç yerine ne önerirsin?
Herakleitos:
Açıklık. Ölçü. Karşılıklılık. Kendine ait hayat. Sınır. Bunlar güçten daha az parlak görünür ama daha uzun dayanır.
Güç oyunu oynayan kişi çoğu zaman kalbini değil, küçük bir taht odasını koruyordur.
Dorian Kıyıtaşı, Hayali Duygusal Siyaset Yazarı
”Arkadaşlarına anlatırken de karakter görünür
Muhabir:
Bir de işin görünmeyen tarafı var. Birinden hoşlandın, konuştun, belki reddedildin. Sonra arkadaşlarına anlatıyorsun. Orada da etik var mı?
Herakleitos:
Hem de çok. İnsan karşısındaki kişiye yüz yüze gösterdiği saygıyı, o kişi yokken de koruyabiliyorsa saygısı gerçektir. Yoksa sadece izleyici karşısında oynanmış bir roldür.
Muhabir:
Reddedilen biri arkadaş ortamında ne yapmamalı?
Herakleitos:
Kişiyi küçültmemeli. “Zaten o da şöyleydi” diye kendi yarasına pansuman niyetine hakaret sürmemeli. Özel konuşmaları taşımamalı. Birinin güvenle söylediği şeyi sosyal para yapmamalı. Aranızda yaşananı mahkeme dosyası gibi dolaştırmamalı.
Muhabir:
Ama insan içini dökmek ister.
Herakleitos:
İç dökmek başka, birini teşhir etmek başka. Güvendiğin bir dostla kendi duygunu konuşursun. “Üzüldüm, kırıldım, beklemiyordum” dersin. Bu temizdir. “O zaten şöyle biri” diye karakter infazına çıkarsan, kendi yaranı başkasının onuruyla kapatmaya çalışırsın.
Muhabir:
Bu da flört tavsiyesi mi?
Herakleitos:
Evet. Çünkü flört sadece karşıdaki kişinin önünde nasıl davrandığın değildir. Arkasını döndüğünde kim olduğundur.
Son fragmanlar masaya bırakılıyor
Muhabir:
Röportajın sonunda gerçek fragmanlara dönelim. Okur bilsin, burada tamamen havadan konuşmadık. Hangi Herakleitos damarları bu yazıyı taşıdı?
Herakleitos:
Ben kendi yazımı savunmak için dönmedim, ama madem soruyorsun. Logos meselesi, insanların ortak düzeni duymakta zorlanmasıdır. Flörtte bu, kendi arzusundan başka gerçek tanımayan insanın sorunudur. Nehir meselesi, aynı kalan şeyin değişimle ayakta durmasıdır. İlişkide bu, her temasın yeniden okunması gerektiğini söyler. Yay ve lir meselesi, karşıt gerilimlerin uyum yaratmasıdır. Konuşmada bu, yakınlık ve mesafe arasındaki ölçüdür. Arzu meselesi, isteğin insanı pahalı alışverişlere sürüklemesidir. Reddedilmede bu, egonun arzuyu gerçek sanmasına karşı uyarıdır. Karakter meselesi, insanın kaderini büyük laflarda değil davranışta taşımasıdır.
Muhabir:
Bu yazının tek cümlelik felsefi çekirdeği ne?
Herakleitos:
İlişki, iki kişinin birbirinin üstüne değil, aynı gerçeğin çevresine yaklaşmasıdır.
Muhabir:
Çok mu ciddi oldu?
Herakleitos:
Ciddiyet bazen insanı kurtarır. Şaka da kurtarır. Ama yanlış şaka batırır.
Muhabir:
Son söz?
Herakleitos:
Ateşini başkasının evine taşırken ölçü bil. Suyun değiştiğini unutma. Ve en önemlisi, karşındaki kişinin kendi logos’u olduğunu kabul et.


