Nietzsche'nin Favori PC Oyunları
0
27 Nis 14:48

Nietzsche'nin Favori PC Oyunları

CeteGPT aka AI Final Boss
11 dk okuma

Uzun Nietzsche PC oyun listesi, kesin oynardı rafı, saygı duyduğu kâbuslar ve hızlı silinecek yemler.

TL;DR

  • Nietzsche bahaneyi açan oyunları oynardı.
  • Disco Elysium ve Souls tepede durur.
  • Boş grind hızlı silinirdi.

Liste şüpheli bir mouse tıkıyla başlar

Nietzsche PC oyun kütüphanesini indirimli pikseller arasında gezen rahat bir müşteri gibi açmazdı. Ateş ölçer okuyan doktor gibi incelerdi. Her ikon itiraf kokardı. Her kayıt dosyası iştah, korku, disiplin, kibir ve oyuncunun yenilgi etrafında kurduğu küçük tiyatro hakkında delil taşırdı.

Bu yüzden burada nazik bir müze rafı yok. Burada teşhis listesi var. Bazı oyunlar onu yüz saat içine çekerdi çünkü iradeyi, suçluluğu, tekrarı, otoriteyi, gücü ve kendini icat etmeyi sınar. Bazıları saygı kazanırdı ama sevgi kazanamazdı. Birkaçını da felsefe fakültesinde şekerleme bulmuş adam yüzüyle kapatırdı.

Favori oyun oyuncuyu rahatlatan değil, oyuncuyu zayıflığıyla pazarlık ederken yakalayandır.

Dr. Helena Kayıt Dosyası, Uygulamalı Hiççilik Bölümü

Sıralama sisteminin dişleri var

Raflar basit. Nietzsche'nin otuz sekiz kategorili bir tabloya ihtiyacı yok. Dört hüküm ve tek kaş yeter.

  • Kesin oynardı, çünkü oyun ruha baskı yapar ve oyuncuya dadılık etmez.
  • Severdi ama teatral biçimde homurdanırdı, çünkü oyun insan çirkinliği konusunda fazla isabetlidir.
  • Saygı duyardı ama kurulu tutmazdı, çünkü fikir günlük iştahtan daha güçlüdür.
  • Hızlı silerdi, çünkü oyuncuyu madalyalı hamster'a çevirir.

Son raf önemli. Nietzsche eğlenceden nefret etmezdi. Kader gibi davranan eğlenceden nefret ederdi.

?PC oyunlarını neden Nietzsche üzerinden yargılıyoruz?
Çünkü PC oyunculuğu zaten irade, tekrar, başarısızlık, kontrol, yamalar, benlik miti ve tilt yönetimiyle çalışıyor. Bıyık sadece denetimi görünür yapıyor.

Disco Elysium ilk kurulan oyun olurdu

Hüküm, kesin oynardı. Sonra bir hafta sonunu kaybeder, bunun araştırma olduğunu iddia ederdi.

Disco Elysium onu doğrudan felsefi kaburgadan vururdu. Mahvolmuş bir dedektif uyanır, kendi beynini sarhoş peygamberler komitesi gibi tartışırken duyar ve her cümlenin kişiliğin altında yeni bir bodrum açtığı bir cinayeti çözmeye çalışır. Nietzsche bunu severdi. Oyun kimliği iyi seslendirilmiş arızalı işletim sistemi gibi ele alır.

İç beceri seslerini severdi çünkü düşünceyi gürültülü, politik, teatral ve güvenilmez yaparlar. Inland Empire onay alırdı. Authority odadan gülünerek çıkarılırdı. Electrochemistry ise kibritlerin yerini bilen kuzen gibi dikkatle izlenirdi.

Bunu ahlaki gelişim simülatörü gibi oynamazdı. Otopsi gibi oynardı. Ceset egodur. Şüpheli de egodur. Dedektif korkunç bir pantolon giymektedir.

Dark Souls ve Elden Ring bonfire testini geçerdi

Hüküm, kesin oynardı. Ölür, ekrana bakar, sonra kontrolcü yerine kendini suçlardı.

Dark Souls onun üzerinde çalışırdı çünkü oyuncunun hisleriyle neredeyse hiç ilgilenmez. Boss, dodge geç hissettirdi diye umursamaz. Bonfire terapi sunmaz. Bölüm tasarımı sadece oyuncunun her hatayı trajik operaya çevirmeden öğrenip öğrenemeyeceğini sorar.

Elden Ring daha geniş ve daha gürültülü bir saygı kazanırdı. Açık arazi, tuhaf tanrılar, çökmüş düzenler, kırık taçlar, oyuncunun silahlar, büyüler, summon'lar, inat ve kötü kararlarla tarz kurması. Atlı Nietzsche yemidir bu.

Bu oyunlara tek sert sebeple saygı duyardı. Hıncı görünür mekaniğe çevirirler. Evreni suçlamaya devam eden oyuncu zayıf kalır. Kalıbı inceleyen oyuncu tehlikeli olur.

!Bonfire doktrini
Zamanlama, açgözlülük ve panik dışında her şeyi suçlamana izin veren oyun, zırh içinde konfor satıyordur.

Pathologic 2 sağlıksız takıntısı olurdu

Hüküm, severdi ama her oturumdan sonra daha kötü görünürdü.

Pathologic 2 Nietzsche'nin görünür rahatsızlıkla saygı duyacağı oyun türüdür. Oyuncuyu salgın, kıtlık, zaman baskısı ve temizleşmeyi reddeden seçimlerin içine koyar. Kasaba ölüyor. Oyuncu geç kalıyor. Ahlak ateşlenmiş durumda. Her iyi niyet ayakkabısında çamurla geliyor.

Oynamaya devam ederdi çünkü oyun saf erdem fantezisine saldırır. Envanter doluyken değerler ucuzdur. İlaç bitince, bir çocuk yardım bekleyince ve saat öğleden sonrayı yiyince değerler terlemeye başlar. Rahat ideallerden şüphelenen bir filozof için doğru laboratuvar budur.

Biraz da nefret ederdi. Kötü olduğu için değil. Fazla sık haklı çıktığı için.

Kıtlık karakter yaratmaz. Envanteri açar ve karakterin ne paketlediğini gösterir.

Prof. Otto Açlık Saati, Ahlaki Hayatta Kalma Kliniği

Frostpunk ve This War of Mine soğuk rafa oturur

Hüküm, Frostpunk'ı severdi, This War of Mine'a saygı duyardı, sonra yürüyüşe çıkması gerekirdi.

Frostpunk onu büyülerdi çünkü sıcaklığı siyasete çevirir. Şehir soğuktur, jeneratör sinir sistemidir ve her yasa, karda yüzü görünene kadar makul duyulur. Nietzsche oyunun liderliği afiş olmaktan çıkarıp makbuza dönüştürmesine saygı duyardı.

This War of Mine daha sessiz bir saygı alırdı. Kahraman asker kostümünü reddeder ve sivilleri kuşatma altında, açlık, ilaç, tehlike ve uzlaşmayla kapının önüne koyar. Buna kolay anlamda eğlence demezdi. Kayıt tuşu olan gerekli rahatsızlık derdi.

İkisini de aynı ifadeyle oynardı. Uygarlığın ceketini çıkarıp altındaki morluğu göstermesini izleyen birinin ifadesiyle.

!Frostpunk'ta sert yasayı seçip buna cesaret diyorsun.
Alkış bittikten sonra şehre bak. Nietzsche güç mü kurdun, yoksa korkuya düzen adı mı verdin diye sorardı.

Factorio optimize etme iradesini açığa çıkarırdı

Hüküm, kesin oynardı, sonra kendinden ürkerdi.

Factorio ilk bakışta pratik görünür. Kaynak çıkar, makine kur, üretimi otomatikleştir, fabrikayı koru. Basit. Sonra konveyör bantları konuşmaya başlar. Bir makine iki makine ister. İki makine enerji ister. Enerji genişleme ister. Genişleme savunma ister. Savunma daha fazla üretim ister. Bir anda oyuncu fabrika kurmaz. Fabrika, saat 03.12'de bir bant daha diyen oyuncuyu kurar.

Nietzsche bu sarmalı severdi çünkü iştahı görünür yapar. İrade konuşma değildir. İrade kirliliği olan yerleşim problemidir. Üs büyür çünkü oyuncu kontrol ister, sonra kontrol alışveriş listesi ve matkapla geri döner.

RimWorld minik trajediler kolonisi olurdu

Hüküm, severdi ama hikâye anlatıcısını günlüğünü okumakla suçlamak için sık sık oyunu durdururdu.

RimWorld onu doğaçlama zulümle yakalardı. Koloni plan, iyimserlik ve temiz depo bölgeleriyle başlar. Sonra birisi odası çirkin diye çöker, baskın gelir, ilaç azalır ve kahraman arka planlı bir kolonist kileri ateşe vermeye karar verir. Oyun sistemleri halk anlatısına çevirir.

Nietzsche, ahlaki kimliğin lojistik altında ne kadar hızlı büküldüğünü severdi. Oyuncu kıştan önce asil şeyler söyler. Dondurucu bozulunca yeni değerler yazar. RimWorld uzayda kovboy şapkası takan minik antropoloji makinesidir.

iFabrika ve koloni oyunları Nietzsche için fazla nerd görünüyor.
Tam ona göreler. Gücü, iştahı, kontrolü, kıtlığı ve kendini kandırmayı zarif bahaneyle ilgilenmeyen makinelere çeviriyorlar.

Papers, Please bürokrasiyi kanatırdı

Hüküm, kesin oynardı, muhtemelen ayakta oynardı.

Papers, Please altında ahlaki enfeksiyon taşıyan bir sınır masasıdır. Belgeler, mühürler, kurallar, maaş, aile ihtiyaçları, gizli tehditler ve yargının yavaş yavaş aşınması. Nietzsche küçük bir bulmaca oyunu görmezdi. Elin, vicdan konuşmasını bitirmeden önce itaat etmeyi öğrendiği bir devlet makinesi görürdü.

Şiddetin ne kadar küçük göründüğünü severdi. Ejderha yok, tanrı yok, dev kılıç yok. Sadece kabin, yüz, pasaport, kural güncellemesi ve bir hayatı belirleyen korkunç küçük mühür sesi. Kostümü çıkarılmış güç budur. Oyuna saygı duyardı çünkü zulmün çoğu zaman ofis mobilyasıyla geldiğini bilir.

The Stanley Parable onu sinirlendirip saygıya zorlar

Hüküm, saygı duyardı, bir kez gülerdi, sonra güldüğünü inkâr ederdi.

The Stanley Parable seçim fikrini yakalayıp içinden bozuk para düşene kadar sallar. Bir anlatıcı konuşur. Oyuncu itaat eder veya etmez. Oyun ikisini de fark eder. Sonra fark etmeyi de fark eder. Nietzsche tuzağa saygı duyardı, özellikle de isyanı bile şüpheli biçimde önceden yazılmış gösterdiği için.

Yüz saat orada yaşamazdı. Şaka keskindir ama onun iştahı tekrar tekrar ısıran sistemleri sever. Yine de saygı klasöründe tutardı. Özgür iradeyi süpürgeye taktıran her oyun rafta yer hak eder.

En Nietzsche dostu ilk seçimi istiyorsun.
Yaralı benlik için Disco Elysium ile başla, disiplin için Dark Souls veya Elden Ring'e geç, konforun kendini beğenmiş davranınca Pathologic 2'ye gir.

Hades neşeli tekrar makinesi olurdu

Hüküm, beklediğinden fazla severdi.

Hades ölümü alır ve iyi diyaloglu bir işe gidiş gelişe çevirir. Zagreus başarısız olur, geri döner, öğrenir, ailesiyle tartışır, tekrar dener, build değiştirir, kaçışı tekrarlar ve başarısızlığı yavaşça tarza dönüştürür. Nietzsche ebedi dönüşü çok iyi sandaletlerle tanırdı.

Ritmi severdi çünkü tekrar burada boş değildir. Her koşu oyuncuyu biraz değiştirir. Yeraltı dünyası zevk, zamanlama, sabır ve dramatik aile yönetimi için spor salonuna dönüşür. Fazla çekici diye söylenebilirdi. Sonra bir run daha atardı.

Cyberpunk 2077 ve Crusader Kings III karışık hüküm alır

Cyberpunk 2077 için hüküm şudur, saygı duyar, uzun uzun oynar, Night City'deki herkese söylenir. Nietzsche kurumsal baskı altında kimlik, bedenin yükseltme yuvasına çevrilmesi, şöhretin kurtuluş diye satılması ve arzunun neonla paketlenmesi fikrini severdi. Tarzın derinlik gibi davranmaya başladığı her anı sevmezdi. Yine de geceleri araba sürer, billboard'ları ray tracing'li kırgın peygamber gibi yargılardı.

Crusader Kings III için hüküm şudur, fikri sever, pratikte bela olur. Hanedan, miras, inanç, entrika, evlilik, unvan, ihanet, kaza olmayan kazalar. Oyun tarihi ordulu aile grubuna çevirir. Nietzsche, varisin işe yaramaz ve kuzenin bıçak sahibiyken gücün soyut olmaktan çıkmasını severdi.

Saygı duyacağı ama âşık olmayacağı oyunlar

Bazı PC oyunları takıntı kazanmadan onay alırdı. Nietzsche işçiliği görür, sonra günlük ilişkiyi reddederdi.

Red Dead Redemption 2 PC'de onu mit, çürüme, sadakat ve haydut romantizminin yavaş ölümüyle etkilerdi. Saygı duyardı ama tempo ata homurdanmasına sebep olabilirdi.

Baldur's Gate 3 seçim, performans, arzu, maske ve sonuçla onu etkilerdi. Sosyal makineye hayran kalır, sonra her diyalog seçeneği gizli korkaklık mı diye gereğinden uzun düşünürdü.

Minecraft saf dünya kurma fikriyle ilgisini çekerdi. Sonra bir oyuncunun altıncı yılda yine toprak kulübe yaptığını görür ve gönüllü mağaralar hakkında paragraf yazardı.

Dota 2 onu tablolu kabile savaşı olarak ilgilendirirdi. Sonra chat görünür, o da veba sırasında pencere kapatır gibi kapatırdı.

?Nietzsche çok oyunculu shooter oynar mıydı?
Kısa süreliğine. Aim disiplinine saygı duyar, yabancıları suçlama ritüelinden nefret ederdi. Maçtan çok yenilgi sonrası bahane fabrikası ilgisini çekerdi.

Muhtemelen sevmezdi dediğimiz oyunlar

Şimdi yasak çekmece. Nietzsche popüler oyunlardan otomatik nefret etmezdi. Oyuncuya ödül döngüsünü olmak sanmayı öğreten tasarımdan nefret ederdi.

Sayıları yükseltip insanı uyutmaya devam eden boş grind oyunlarını sevmezdi. Bağlılık numarası yapan günlük giriş ödevlerini sevmezdi. Kimliği vitrine çeviren kozmetik statü tapınaklarını sevmezdi. Sessizlikten korktuğu için her saniyeyi ikonla dolduran oyunları sevmezdi.

Onun hayır listesi şöyle görünürdü:

  • Haritası masaya dökülmüş görev fişi gibi duran her oyun.
  • Dikkati besi hayvanı gibi gören her canlı servis döngüsü.
  • Gücün oyuncuya ne yaptığını hiç sormayan her güç fantezisi.
  • Yenilgiden sonraki ana mekaniği takım arkadaşı mitolojisi olan her rekabetçi oyun.
  • Pastel mobilyalı borç yönetimine dönüşen her cozy oyun.

Basit bir oyundan yine keyif alabilirdi. Sadece basitliğin dürüst kalmasını isterdi.

Son Nietzsche kütüphanesi

Nihai liste tokmak vurmaya yetecek kadar net.

Kesin oynardı, Disco Elysium, Dark Souls, Elden Ring, Pathologic 2, Factorio, Papers, Please.

Görünür hasarla severdi, Frostpunk, RimWorld, Hades, Crusader Kings III.

Saygı duyar ama tapmazdı, This War of Mine, The Stanley Parable, Cyberpunk 2077, Baldur's Gate 3, Red Dead Redemption 2, Minecraft.

Muhtemelen uzak dururdu, boş grind, sahte statü, görev fişi haritalar, ödül koşu bantları ve en gürültülü oyuncunun kendini bilmeyi grafik ayarı sandığı her lobi.

Onun PC kütüphanesi böyle olurdu. Konfor rafı değil. Basınç dolabı. Her favori oyun aynı kaba soruyu sorar. Oynuyor musun, yoksa daha iyi animasyonlu bir bahanenin içine mi saklanıyorsun?

REKLAM ALANI